Radyo Dinle

dostlarla elele

HER EVDEBULUNMASI GEREKEN7 MUHİM ŞEY

2016-12-18 13:46:00
HER EVDEBULUNMASI GEREKEN7 MUHİM ŞEY |  görsel 1

İşte her müslümanın evinde olması gereken 7 şey: 1- Kıble tayinin doğru yapılması, tahminlere dayanarak ibadet edilmemesi gerekir. Yeni bir eve taşınılacak olduğunda yapılması gereken ilk şey kıble tayinidir. Namaz kıldığını bildiğimiz komşulara sormalı, câminin yerini tahmini olarak düşünmeli ve en son teyit etmek için pusula veya kıbleyi gösteren mobil uygulamalardan yararlanmalıyız. 2- Tuvalet ve yataklar kıbleye doğru olmamalıdır. Yeni inşaatlarda kimi zaman dikkat edilmeyen bir husus tuvaletlerin kıble yönüne doğru yapılabilmesidir. Bir ev alırken muhakkak bu durumu sorgulamalı ve ona göre karar almalıyız. Aynı şekilde yatakların yönünün kıbleye doğru olmaması, uyurken ayakların kıbleye uzatılmaması açısından edebe uygun olandır. 3- Erkek ve kız çocuklarının odası 7 yaşlarından itibaren ayrılmalıdır. Öncelikle bir Müslümanın evinin gücü nispetinde de olsa yeterli büyüklükte olması gerekir. Eğer eldeki imkânlar çocuklara ayrı oda vermek için yeterli değilse ve aynı evde hem oturma odası hem salon bulunuyor ise oturma odası hem erkek çocukların yatacağı hem de bir misafir gelince haremlik-selamlık oturmaya uygun olacak şekilde düzenlenmelidir. 4- Haremlik selâmlık oturulmalıdır. Osmanlı’dan günümüze kalan ve bazı ailelerin hâlen devam ettirdiği güzel bir haslet haremlik-selâmlık oturmaktır. Evdeki herhangi bir insana namahrem birinin bulunduğu bir misafir gelince hanımların ve erkeklerin ayrı oturmaları hem sohbetleri hem de giysileri ve hareketleri ile rahat olmaları açısından uygun olandır. 5- Mümkünse abdest için ayrı bir yer olmalıdır. Eğer bir evi satın almadan bir düzenleme yapma imkânımız var ise tuvaletin bulunmadığı bir yerde abdest alınacak bir yer yapı... Devamı

SALİH AMEL

2016-10-21 10:18:00

Peygamberimiz ve Salih Amel                  “Salih amel”; iyi, doğru, hayırlı ve faydalı iş anlamındadır. Allah’ın razı  olacağı güzel işler yapmak demektir. Kötü amel ise bunun zıddıdır. Kur’an’ı Kerim’in birçok yerinde iman ile sâlih amel yan yana zikredilmiştir.. Bundan, iman etmeden sâlih amelin bir kıymetinin olmayacağı; sâlih amelsiz imanın da yeterli olmayacağı anlaşılır.              Hadislerde “faziletli amel”, “sadaka” vb. ifadelerle sâlih amellere işaret edilmiştir. Peygamberimiz, güzel söz söylemenin, birinin eşyasını taşımada yardımcı olmanın, ihtiyacı olana yol göstermenin birer sadaka olduğunu bildirmiştir (Buhârî, Cihâd, 72). Peygamberimize hangi amel daha hayırlıdır? diye sorulunca muhatabın durumuna göre sâlih amellerden bir veya birkaçını söylerdi. Bir defasında şu cevabı vermişti: -Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımdağın herkese selam vermendir (Ebû Davud, Edeb, 142).              Kur’an okumak, ana babaya iyilik ve itaat etmek, akrabayı ziyaret, yetim, öksüz ve yoksullara yardım etmek, hayır ve hasenatta bulunmak, ilim öğrenmek ve öğretmek, topluma yararlı eserler kazandırmak, faydalı fikirler üretmek, iyi nesiller yetiştirmek, yaşlıları ve hastaları ziyaret etmek, güzel söz söylemek, Allah yolunda çalışmak, cihad , sabır, tevekkül, şükür, zikir… vb bütün güzel davranışlar bun kapsam içinde değerlendirilmiştir.            &... Devamı

HAC VE KURBAN

2016-09-27 18:35:00
HAC VE KURBAN |  görsel 1

Hac ve Kurban  İslam'ın beş şartından biri de hac ibadeti olduğu için serveti ve sağlığı müsait olan müslümanlar, diğer şartlar da bulunduğunda bu ibadeti yerine getiryorlar. Bu arada farz olan haccı yaptıktan sonra bir daha hac ibadeti yaparak sevap kazanmak isteyenler (nafile olarak) hacca gidiyorlar. Önemli bir ibadet olduğu ve Hz. Peygamber tarafından teşvik edildiği için umre ibadeti de yapıyor, bu maksatla yıl boyunca kutsal topraklara akın ediyorlar.  İslam ve müslümanlar ile arası iyi olmayan,iman ve ibadet yönünden zayıf olan, bu zayıflığını ibadetle telafi edecek yerde ibadet eden müslümanlara sataşarak kendini tatmin eden veya müslüman aileden gelmekle beraber imanını kaybetmiş bulunan kimseler, her fırsatta müslümanların ibadetleriyle uğraşıyor, onlara çamur atıyor, yaptıklarını ve söylediklerini çarpıtıyor, amacından saptırıyor ve durup dururken hadise çıkarıyorlar. İşte bu cümleden olarak her Ramazan ayında"oruç tutmadığı için sopa yiyenlerden", "orucun sağlığa zarar verdiğinden", "çağımızda diyetle ve sporla orucun hasıl edeceği faydayı elde etmenin mümkün olduğundan"... dem vuruyorlar. Kurban bayramı yaklaşırken kurban ibadeti ile ilgili olmadık senaryolar yazıyor, derisini lüplemek için devleti kullandıkları kurbanın etini yiyen ve dağıtan müslümanlara iftiralar ediyorlar. Derken hac mevsimi geliyor; vatansever (!) yazarlar çizerler bütün marifetlerini ortaya koyarak bu defa da hac ibadetine çatıyorlar: Araplar'a bu kadar para akıtmanın anlamsızlığından, ülkede bunca yoksul varken hacca gitmenin İslam'a ve vicdana ters düştüğünden, hacda kesilen kurbanların boşa gittiğinden, orada keseceğine burada kesmenin veya bedelini yoksullara para olarak vermenin daha uygun olduğundan... dem... Devamı

DURSUN ALİ ERZİNCANLI UHUD

2016-08-01 00:11:00

Link : www.youtube.com Devamı

Uhud Savaşı - Dursun Ali Erzincanlı

2016-07-31 23:45:00

Link : www.youtube.com Devamı

UHUD

2016-07-31 23:42:00

Hz. Enes b. Nadr - Uhud’un Ardında Cennet Var       Uhud Savaşı   “Uhud öyle bir dağdır ki biz Onu severiz, O da bizi sever.”[1]Uhud bizim canımız, Uhud cananımızdır. Uhud’da dişleri kırılmış, yüzünden kanlar akan yaralı bir Peygamber ve Uhud’un bağrında yatan nice sevdiklerimiz vardır.  Enes b. Nadr vardı hani. Allah Rasûlünün yanında, Onun terbiyesi altında büyüyen Enes b. Mâlik’in amcasıydı.[2] Küçük Enes adını amcasından almıştı.[3]Enes b. Nadr, Sevgili Efendimizin, “Allah’ın kullarından öylesi var ki şöyle olacak diye yemin etse Allah onun yeminini kesinlikle yerine getirir.”   diyerek övdüğü bahtiyar bir sahâbîydi.[4] Bedir Savaşı’na katılamayan Enes b. Nadr bu duruma çok üzülüyor, Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelerek: “Allah yolunda cihad için bir fırsat daha çıkarsa nasıl savaştığımı herkes görecek.”[5] diyordu. Nihayet Uhud Savaşı gelip çattı. Allah’ın nurunu söndürmek isteyen tam teçhizatlı üç bin müşriğin karşısında yedi yüz inanmış mücahit vardı. Savaş başlamadan hemen önce Efendimiz aleyhisselam, Hâlid b. Velîd komutasındaki düşman süvarilerini gördü. Bu süvariler, savaş esnasında İslâm ordusunun ardına geçebilir, Müslümanlar çok zor bir duruma düşebilirdi. Buna fırsat vermemek amacıyla Abdullah b. Cübeyr radıyallahu anhliderliğindeki elli okçuyu Ayneyn Tepesi’... Devamı

Uhud Harbinde bir kahraman Ebu Dücane

2016-08-01 00:05:00
Uhud Harbinde bir kahraman Ebu Dücane |  görsel 1

Uhud Harbinde bir kahraman Ebu Dücane "Ben nasıl razı isem Sen de öyle razı ol!" Uhud savaşında, müşriklerin azılılarından Abdullah bin Hüneyd, Peygamberimizi görünce atını mahmuzladı. Kendisi tepeden tırnağa silahlı ve zırhlar içerisinde olup, başında da miğfer vardı. "Ben Züheyr'in oğluyum. Bana Muhammed'i gösteriniz. Ya ben O'nu öldürürüm yahut onun yanında ölürüm" diye haykırıyordu.   Ebu Dücâne, hemen onun karşısına çıkarak, Abdullah bin Hüneyd'in atının bacaklarına bir kılıç vurdu. Atın ayakları çökünce kılıcını kaldırdı, bir vuruşta onu cehenneme gönderdi.   Peygamber efendimiz bu olanları görüyordu ve buyurdu ki: " Allah'ım, Ebu Dücâne'den ben nasıl razı isem, Sen de razı ol."   Ebu Dücâne, Uhud'da çok kahramanlık gösterdi. Resûlullah efendimiz Uhud gazâsından dönünce, Ebu Dücâne'ye vermiş olduğu kılıçlarını almıştı. Kılıcın üzerindeki müşrik kanlarını silmek için, kılıcı değerli kızı Hz. Fâtıma'ya uzattı. Bu esnada, Hz. Ali de kendi kılıcını uzatarak dedi ki: "Şunu da al, bu gazada çok iyi işime yaradı."   Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu ki: "Sen muharebede sadakat gösterdin, başarılı oldun; Sehl bin Hâris ve Ebû Dücâne de başarılı olmuşlardır."   Ebu Dücâne anlatıyor Bir gece yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi ses duydum ve şimşek gibi parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini fark ettim. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resûlullah'a gidip, anla... Devamı